ÇATI İZOLASYON UYGULAMA

Yapıların, servis ömürleri boyunca mevcut çevresel koşulların zararlı etkilerine karşı koyabilmesi ancak, her yapı için kendi çevre koşullarına uygun detay çözümü ve malzeme seçimi ile olur.

Yapıyı oluşturan her eleman için çevre etkilerinin şiddeti farklıdır. Ancak, yapıda korozyon oluşumunun ana etkenlerinden biri de sudur. Yapının her bölümü farklı şekillerde suyla temasta bulunmaktadır. Bunların yapıya verdiği hasarların şiddeti de birbirinden farklıdır.
Yapının zemin düzlemi suyla en fazla muhatap olan bölümüdür. Zemindeki su etkisi her bölge için farklı orandadır. Her yapı için, zemindeki su yoğunluğuna göre önlem alınması, malzeme ve detay çözümünün yapılması gerekir. Zemin suları içinde, yapıya verdiği zararlı etkiler değerlendirildiğinde en önemlisi basınçlı sudur. Normal koşularda korozyon etkisi gözlenmeyen betonarme bir yapı için, basınçlı su etkisinde de bu özelliğini sürdürebilmesi, tam bir su geçirimsizliğin sağlanmasıyla mümkündür.

Yapının toprak altında kalan bölümlerinin zemin ile çevrili olmalarından dolayı, sürekli olarak zemin ve yeraltı suları ile etkileşim halindedirler. Özellikle yapının tüm yüklerini zemine aktaran ve onu taşıyan bölümlerinin sürekli su ile etkileşim halinde bulunması, yapının taşıyıcılığı açısından sorun yaratmaktadır.

Suyun beton ile etkileşime girerek bu hasarları oluşturabilmesi için onu, malzemenin içine doğru iten bir kuvvet ve suyun ilerlemesine olanak veren birbirleriyle ilişkili boşlukların bulunması gerekir. Beton içindeki kılcal kanallar içinde oluşan kapiler emme kuvvetleri, suyun yerçekimine ters bir yönde, beton içine çekilmesine olanak verir. Yeraltı suyunun hidrostatik kuvveti ise suyun basınçla boşluklara doğru itilmesini sağlar. Bu durumda su, sadece yapı elemanının içine girmekle kalmaz; yapının taşıyıcı bölümlerine basınç uygulayarak zorlanmasına neden olur. Betonu suyun zararlı etkilerinden korumak için drenaj ve yalıtım teknikleri ile de çözümler aranmaktadır. Suyun beton malzemenin içine nüfuz etmesi sonucunda yapı yüzeylerinde kir, çiçeklenme, küf ve mantar oluşumu gözlenir. Bunun yanı sıra, zeminde bulunan sülfat vb. iyonlarının suyla birlikte malzeme içerisine girmesi sonucu kimyasal bozulmalar da gözlenir. Bu kimyasal reaksiyonlar sonucu malzeme içindeki boşluk sayısı hızla artar. Boşluk sayısının artması, malzeme içine giren su ve sülfat miktarının da artmasına neden olur. Hasar süreci bu süreklilik içinde artar ve yapının işlevini yitirmesi ile sonlanır. Su, donatı ile buluştuğu noktalarda, korozyonu başlatıp, statik ve dinamik tüm yükleri karşılayan ve aktaran yapı bölümlerinin, en küçük bir yükleme anında etkisiz kalacak bir duruma gelmesine neden olur. Bu sebeple, yeraltı suyunun betona işleme derinliğinin, paspayı değerinden daha az olması gerekmektedir. Ancak bu durumda donatı korozyon olayında korunur ve yapının sürdürülebilirliği sağlanabilir.

Betonun suyla buluşması ile başlayan ve zamanla artan hasarlar, yapının taşıyıcılığını yitirmesi ve insanlar için sonuçlarının düzeltilmesi çok zor maddi, manevi birçok hasarın oluşması ile sonlanacaktır, hatta yaşanan örneklerde sonlanmıştır. Özellikle 1999 depremi sonrası, ‹stanbul Büyüksehir Belediyesi’nin 55.000 konut üzerinde yaptığı araştırmalar sonucunda, konutların yüzde 64’ünün donatı korozyonu nedeniyle hasar gördüğü tespit edilmiştir. Deprem sonrasında incelenen yapıların büyük bir bölümünde yüzey suyunun uzaklaştırılması için önlemler alınmadığı, temelde su yalıtımı yapılmadığı, hatta bodrum katlarda ince işçilik yapılmadan duvar, kolon ve kirişlerin kaba inşaat halinde bırakıldığı gözlenmiştir. Bunlar korozyonun başlaması ve hızlanması için geçerli sebeplerdir.
Suyun, yapının dayanım gücüne ve kullanım süresine korozyon ile vermiş olduğu zararı, yaşadığımız depremlerin sonuçlarında açıkça gördük. Bu nedenle korozyon sorununun çözümünde yalıtımın öneminin yaşamsal boyutta önemli olduğu unutmamalıdır.

Çatı ve teras üzerine yalıtım, tadilat gereksinimlerinizde en kaliteli su izolasyon uygulama önerileri yapıyoruz. Yapmış olduğumuz tüm çatı izolasyon işleri firma garantili olarak sunulmaktadır. 



.
1999 Yılında profesyonel oluşuma yönelen firma'mız; Endüstri'de asit tankı, havuz izolasyonu, krozyona dirençli yalıtım, asit ve sıvılarından etkilenmeyen zemin uygulamaları; Yapı grubu'nun ihtiyaçları doğrultusunda çatı yalıtımı, havuz izolasyon, depo kaplama, teras izolasyonları, oluk kaplama çalışmaları ile ileri düzey metaryal'lerle hizmetlerini sürdürmek üzere kurulan ve sağladığı yenilikçi çözümlerle sektöre getirdiği güçlü alt yapı sistemleriyle, sektördeki geleneksel iş yapış biçimlerine karşı kendisini müşterilerinin istek ve arzuları ile geliştirmeye çalışan bugüne kadar gerçekleştirdiği sayısız uygulamada yaşadığı süreçleri kurumsal hafızasına kaydederek müşterilerinin beklentilerini en üst düzeyde karşılamanın yollarını arayan bir markadır.